ZAFERİN ADI ''YÜREĞİMDE GİZLİ''

Tarih sayfaları binlerce zaferi yazar, çizer,  hatta fotoromanlaştırır..

Bizler okuyarak, izleyerek ve çizgilerde beliren görüntüleri algılayarak bir şeyler anlamaya çalışıyoruz. Lakin 15 Temmuz bizlere başka aktarımlar ve tarihi alıntılardan ziyade kendi içimizde var olan bir AŞK'ı dışa vurdu. İşte o aşk VATAN idi...Candan öte cananı koruma içgüdüsü tüm varlığımızda canlanıverdi. Top, tüfek, tank ve en teknolojik hava jetleri bu aşk'a barikat olamadı.

Aslına bakıldığında yılların projesi olan ihanet oyunu akıl almaz bir senaryo ile ilerlerken, gizli bir el değmesi bu senaryonun akışında büyük bir çatlak oluşturdu. Bir anda verilen ani karar yılların projesinde düello misali, hezimetin sebebi ahvali oldu. Doğruyu söylemek gerekirse olması da gereken buydu ve oldu da. 
Olması gerekenler oldu lakin, şehitlerimizin olması bizlere bu zaferin tadında biraz acımsı iz bıraktı. 
Peki ya ! olmasaydı ne olurdu ?
Aslında fetö denen yapılaşmanın asıl amacı böylesi bir darbe değildi. Asıl amaç siyasi ve içtimai hayatta taşları yerine oturtup, tıpkı bir yaz boz tahtasını doldururcasına hedefe varabilmekti. Bu açı aslında geniş bir yelpaze misali her alanda örgütleşmeye doğru gidiyordu. Hatta devlet kurumları sanki bu konuda bu görevde sonu yakalamış gibiydi. Sivil toplum kuruluşları iş dünyası ve eğitim kurumları yapılaşmanın ana hatlarıydı. Emniyet ve askeri alanda yılların birikimi bu acemi darbede kendini ele vermişti.
Askeri üst makamlar, kademe kademe alt komutaya doğru gençleri büyük bir kıskaç ve etki altına almayı başarmıştı. Bunun en büyük örneği hain darbe teşebbüsü gecesi ortadaydı. Bir yandan nereye ve ne sebeple  ateş ettiğini bile bilmeyen asker, diğer yandan elindeki su kabını sünnete uygun üç yudumla içmeye çalışıyordu. Bu enteresan görüntü aynı askere aittti. Bu kare askerin içinde bulunduğu o acı tabloyu ortaya koymaya yetmiştir. Eğer bu hain darbe gecesindeki kareleri noktası virgülüne hafızamızda canlandırırsak, bu tür görüntülerin bizlere ne çok doğru bildiğimiz yanlışlar olduğunu gösterecektir.
''Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz'' derken; ''hafızası iştir iştir kişinin algıya bakılmaz'' diyesi geliyor insanın. Bu nedenle reklamsal ve ikna ettirmeye yönelik algılar değil, doğal görüntü ve hareketler doğru çizgimiz olsun.
Özellikle şunu belirtmekte yarar var, bu bir darbe değil..
Bu bir kalkışma hiç değil..
Bu düpedüz bir ülkenin istiklal ve istikbali ile oynamaktır. Bu oyunun figüranı da asla Türk Milleti olmayacaktır. Bu oyunda yer alan baş aktörler oyunun kötü karakterlerini gizlemiş, kendilerini kahraman göstermeye çalışmışlardır. Gizledikleri gerçek kahramanlar ise, o hainlerin haince yazdıkları senaryoyu darmadağın ederek oyunu nihayete erdirmişleridir.
Unutmayalım ki, 15 Temmuz hain darbe girişimi, uzun yılların birikiminin bir anda çöpe atılacağının farkedilmesi sonucu ortaya çıkan hazırlıksız ve acemice bir oyundu. Bu oyunu kuralına göre oynayamayan fetö ve yandaşları harakiri yapmışlardır.
Bu ülkeyi ne terör ile..
Ne ekonomik baskı ile..
Ne siyasi iradeye ipotek koyarak..
Ne spora şike karıştırmakla..
Ne spor camiasına milyarlarca dolar yatırıp sporseverleri kandırmakla..
Ne de bu milletin inandığı değerleri aleyhte kullanarak yıkamayacaklarını anlamışlar.
Ve 15 Temmuz gecesi bu milletin yüreklerinde gizli olan gücü farketmişlerdir.
İşte o gizli güç;

15 Temmuz Gecesi
VATAN AŞKI olarak karşılarına dikilmiştir.

YORUM EKLE

banner26

banner28