VERİMLİ ÇALIŞMA VE ZAMAN YÖNETİMİ KONUSUNDA GÜNCEL ÖNERİLER

Sosyal Medya da uzun süre vakit geçirdikleri dijital eğlence sistemleri nedeniyle zaman algısı hızlanan ve normal hayata adapte olmakta zorlanan "Z kuşağı" nın zamanı verimli kullanabilmesi konusunda uygulanabilir öneriler yazdım, bu tavsiyeleri uyguladıktan sonra yapıcı geri-bildirimlerinizi yorumlarda veya iletişim numaralarımda görmek isterim:

Günümüz koşullarında, çocuklarımızı  dijital dünyadan günlük hayatın içine çekmek gerekiyor. Mesela bir ormana gidip ağaçları inceleyip zamanı biraz yavaşlatmayı öğretmemiz gerekiyor. Gökyüzünde bulutların hareketlerini, bir kuşun kanat çırpışını takip etmelerini, ağır çekimde hareket etmelerini isteyebiliriz. Tablet, akıllı telefon gibi cihazlara günlük kullanım süresi hakkında bilgi veren uygulamalar yüklenebilir. Teknoloji dışında etkinliklerde bulunulurken teknolojik aletleri uzağa koyabilir ve gereksiz bildirimleri kapatarak onlardan uzak kalabiliriz. Zamanı yönetmekte kullandığımız yöntemlerden biri, pomodoro tekniğidir. Bu teknik kapsamında, 25 dakika çalışıp 5 dakika mola vererek, çalışmamızı yeniden düzenleyebiliriz. Zamanı verimli kullanıp kullanmadığımızın farkına varabilmenin yolu, harcanan süre karşılığında elde edileni sorgulamaktan geçiyor.  Akademik ve sosyal başarı dinleme, okuma, konuşma ve yazma becerisi kazanımından geçtiğine göre, dijital sistemin getirdiği hızlı akışkanlığın yanında günlük hayatta daha yavaş bir akışın içine girdiğinde uyum sağlayamayıp "zaman arafı" nda kalan çocuklardan en sık duyduğumuz sözcüklerden biri olan 'Sıkıldım' ruh haliyle mücadele teknikleri geliştirilmeli. Ör: ‘ 5 dakika daha çalış sonra mola ver ’ gibi. Sıkılmanın temelinde aslında ‘zamansal araf ’ vardır. Çocuk çok uzun saatler geçirdiği dijital sistemin zaman algısından günlük hayatın temel rutinlerine döndüğünde uyum sağlayamıyor ve düşünsel, bedensel bir hareketsizlik, durağanlık, dijital sisteme göre daha yavaş akan bir süreçte ilk duyulan sözcük, 'Sıkıldım.' oluyor."

Zamanın ne olduğunu anlamanın ve karşılığında ne edinildiğinin farkına varılması gerektiğinin altını çizmekte yarar var.  Zamanı anlamanın en önemli yolu, zamanı verimli ve etkin kullanabilmenin birkaç küçük tüyosunu almaktır; Bunların en başında, bir işi ilk seferde, doğru ve tam yapmak var. Bir işe başladığınızda bunu eksiksiz bir şekilde tamamlarsanız, görevi sonuna kadar ulaştırırsanız bir daha geri dönmenize gerek kalmaz. Bu da doğal olarak hem zamandan hem de emekten ciddi derecede tasarruf sağlar.  Zaman yönetiminin temelinde ise, planlama var. Yapacağımız işleri öncelik belirleme sistemine göre bir sıraya koymak yani önemli ve acillerden başlayarak işlerimizi planlamak. Öncelik belirleme sistemiyle hareket etmeye başladığımızda önceliklerinizin neler olduğunun farkına varıyor ve zamanı önceliklerinize ayırıyorsunuz.

 "Yapmak istedikleri çok, zamanları az"

Z kuşağının yapmak istediklerinin çok, zamanının az olduğu  gerçeğini hepimiz biliyoruz. Bu iki unsuru bir bütçeyle birbirine dengelemek gerektiğini anlatarak, özellikle Z kuşağının dijital eğlence sisteminden kaynaklanan hızlı zaman algısının günlük hayattaki faaliyetlere uyarlanması gerektiğini belirtmeliyiz. Hızlı zaman algısını günlük hayattaki faaliyetlere uyarlamak için çocuklarının biraz dijital dünyadan günlük hayatın içine çekilmesi gerek;

Mesela bir ormana gidip ağaçları inceleyip zamanı biraz yavaşlatmayı öğretmemiz gerekiyor. Gökyüzünde bulutların hareketlerini, bir kuşun kanat çırpışını takip etmelerini, ağır çekimde hareket etmelerini isteyebiliriz. O hareketi, içinde bulunduğu atmosferi, amacını düşünmesini isteyebiliriz. Böylece aslında zamanı yavaşlatıp aslında çok hızlı yaşamaya çalıştığımızı fark ediyor. Z kuşağının temel problemi hızlı yaşama. Bu, bir süre sonra algısal olarak ciddi bir alışkanlığa dönüşüyor. Bu sefer hayatın temel, akademik ve sosyal başarısına bizi taşıyan dinleme, okuma, yazma, konuşma gibi becerilere tahammül eşiğimiz düşüyor ve uzaklaşmaya başlıyoruz. Bunun yöntemi çocuklar için, Z kuşağı için önce normalleşmek ve zaman algısının bilinciyle hareket etmektir.

Ebeveynler, okumanın etkisinden yararlanmanın önemini bilmeliler şöyle ki; bir kitabı alır, bir hikaye okutursunuz ya da siz okursunuz. Sonra onunla ilgili bir üretim sürecine girersiniz. Mesela hikayeyi devam ettirmesini istersiniz çocuktan. Bu, aynı zamanda konuşma ve okuma becerisini tetikler. Çocukla bir hikaye yazılabilir. Bu da yazma becerisine ciddi bir katkı sağlar. Dijital sistemlerin Z kuşağının yaşamının bir parçası olduğunu belirtmekte yarar var. Yasaklamak, uzak tutmak, zaten çok mümkün değil ama bunu planlı ve bilinçli bir şekilde kullanmalarını sağlayabiliriz. Çocukların öğrenme yöntemlerinin en önemlisi, takip ve taklittir. Her şeyden önce anne ve babalar, bilinçli ve planlı şekilde bu sistemleri kullanmalı.

Tavsiye edilen günlük ekran süresi yaşın 10 dakikayla çarpımıyla hesaplanıyor. Ancak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinin Z kuşağının dijitale ayırdığı zamanı artırdığını ifade edebiliriz.              Araştırmalara göre, sokağa çıkma kısıtlaması ve sosyal izolasyon önerilerinin uygulandığı dönemde çevrim içi dijital eğlence tüketiminin yüzde 70 arttığını vurgulayabiliriz. Bu, kayda değer bir artış. Bu sorunla mücadele etmek için ekran kullanım süresinin bilincinde olmak gerekir. Bilinçli olarak kendini izlemek ve aslında ekranlı cihazların kullanımında bazı tedbirler almak gerekir. Bu doğrultuda (tablet, akıllı telefon vb.) cihazlara günlük kullanım süresi hakkında bilgi veren uygulamalar yüklenebilir. Teknoloji dışında etkinliklerde bulunulurken teknolojik aletleri uzağa koyabilir ve gereksiz bildirimleri kapatarak onlardan uzak kalabiliriz.

 Bireyin dijital ekran başında geçirmesi tavsiye edilen günlük sürenin, yaşın 10 dakika ile çarpımıyla hesaplandığı bilgisini uygulamakta yarar var; bu süreyi tamamen oyuna ayırmanın uygun olmadığını söyleyebiliriz şöyle ki; 10 dakika televizyon, 15 dakika oyun kullanımı gibi planlamaların ebeveyn kontrolünde yapılması gerekiyor. Zaman yönetiminin aslında bir öz yönetim becerisidir; gelişen teknoloji ve oyun sistemleriyle aslında sadece çocuklardan değil, yetişkinlerden de en sık duyduğumuz cümle, 'Zamanım yok.' Bunlardan kurtulmanın tek yolu, zamanın etkili ve verimli kullanmanın kendimize özgü yöntemini bulmak yani zamanı yönetebilmektir.

Zamanı yönetmekte kullandığımız yöntemlerden biri, pomodoro tekniğidir. Bu teknik kapsamında, 25 dakika çalışıp 5 dakika mola vererek, çalışmamızı düzenleyebiliriz. Bu, kişinin odaklanma süresine göre değişebilir. Yani 1 saat düzgün ve verimli bir odaklanma gösterebilen kişi, 1 saat çalışıp 15 dakika mola vererek, bu sistemi kendi mekanizmasına uygun hale getirebilir.

Eğer verimli çalışma ve zaman yönetimi konusunda bir takım zorluklar yaşıyorsanız mutlaka Profesyonel Yardım 0544 724 3650 hattımızı arayabilirsiniz. 

Tekrar Görüşmek Üzere Hoşça kalın Dostça kalın 

YORUM EKLE

banner29

banner28